PDA

View Full Version : Tavsiyeler


Anduril
29th January 2006, 04:25
Arkadaşlar ben demoscene olayını daha yeni yeni kavramakta olan biriyim. Fakat tanıtım kısmında eksikleriniz dikkatimi çekti:
1-TR Wikipedia'ya demoscene başlığında bir konu açsanız güzel olur.
2-EN Wikipedia'daki ülkelerin demoscene alanlarının yazdığı siteler arasına sitenizi ekleseniz güzel olur.
3-Parti kelimesini kullandıktan sonra veya önce ne yaptığınızı açıklamanız güzel olur.
4-Bu konuda bir dergi çıkartmışlar sağolsun. Ben okudum epey güzel, yapanların ellerine sağlık. Bu tip öğretici yazıların/yazı topluluklarının çıkmasını diliyorum. Özellikle bence "Demoscene'e nasıl giriş yapılır? Nedir ne değildir?" konusu hakkında bir yazı yazılmalı.
--
Bilmem haksız mıyım? Kolay gelsin.

skate
29th January 2006, 06:02
Anduril, öncelikle Wikipedia'da "demoscene" başlığının altında bilmem dikkatini çektimi en üstteki parti:

7DX Party; Turkey's annual demoparty , held each year in Istanbul, Turkey since 2002.

Bizim düzenlediğimiz bir scene partisi. Bu aslında alfabetik sıra yüzünden en üstte çıkmış ama ne güzel işte en üstte bir Türk partisi yer alıyor Wikipedia'da. Bunun haricinde linklerin arasına bu forum ve birkaç türk grubunun sitesi eklenebilir. Türkçe wikipedia'ya gelince aslında "demoscene" kelime olarak Türkçe değil ve Türkçe bir karşılığı da yok. "Tanıtım sahnesi" diyemeyiz herhalde :) Wikipedia ile pek haşır neşir olmadım o yüzden Türkçe wikipedia'ya yabancı terimler giriliyormu bilemem ve aynı şekilde demoscene'in Türkçe bölüme yazılması ne derece mantıklı olur bilemiicem. Wikipedia şahsen beni çok da alakadar etmiyor, bu güne kadar da google'dan yaptığım birkaç search'ün wikipedia'da sonlanması harici de bir ilgim olmadı.

Gelelim senin bir hayli takıldığın "parti" kelimesine. Scene'de partiler her zaman "parti"dir ve başka bir tanımı yoktur. Böyle kabul edilmesi lazım. İngilizcesi "party" Türkçesi "parti". Tek bir harf harici bir fark yok :) Ama "Parti kelimesini kullandıktan sonra veya önce ne yaptığınızı açıklamanız güzel olur" diyorsan zaten partiler "demoscene parti" olarak geçiyor, bu da ne olduğunu açıklıyor. "demoscene"in ne olduğuna gelince tüm partilerin sitelerinde bu tür tanımlar yapılıyor zaten, buralardan okuyabilirsin. Özellikle Nightshift (http://nightshift.untergrund.net) sitesinde detaylı bir şekilde tanımları yapılmış kavramların "Nedir?" gibi güzel başlıklar altında.

Son olarak "Demoscene'e nasıl giriş yapılır? Nedir ne değildir?" demişsin. Evet bu önemli bir nokta. Sana kısaca özetliim.

1) Bazı istisnaları saymazsak, scene'de 3 temel farklı yetenek alanı vardır. Programcılık, grafikerlik ve müzisyenlik. Hepsi bu kadar mı? Hayır. Ancak ilk aşamada bilmen gereken bu. Scenerlar bunlardan bir veya birkaçını icra eden kişilerdir. Yani programcı, grafiker ya da müzisyenlerdir. Bir kişi aynı anda hem program yazıp hem grafik çizip hem de müzik yapabilir. Bu da onu "çok yönlü" bir scener yapar ancak birinden birini yapabilmesi de yeterlidir. Scene'e girmenin ilk kuralı bu özelliklerden birine sahip olmaktır. Eğer hiçbirşey bilmiyorsan o zaman scene'e girmenin tek yolu bunlardan birine kafayı takıp öğrenmektir. Grafikerlik ve müzisyenlik daha çok sanatsal yetenek gerektirirken, programcılık zeka ve bol bol döküman okuma, pratik yapma gerektirir.

2) Sahip olduğun bilgi ve yetenekleri scene'e uygun hale getirme. Sen zaten bir programcı, bir grafiker ya da bir müzisyen olabilirsin. Ama bu yeteneklerini scene'e adapte etmek zorundasın. Örnek olarak programcılığını bu güne kadar veritabanı uygulamaları için kullandıysan demo efekti yapmak için birçok teknik öğrenmen, örnek incelemen gerekir. Grafiker olarak yalnızca photoshop efektleriyle birşeyler yaptıysan pixel pixel grafik çizmeyi öğrenmen, teknik olarak kullanmasan da en azından temelde bu tür şeyleri bilmen gerekir. Müzisyen olarak biraz daha serbestsin aslında ancak bu konuda da iki önemli nokta var. Birincisi her ne kadar PC scene'inde kullanılsa da MP3 tarzı müzikler scene ruhuna çok uygun değildir. Daha çok tracker denilen programlarla üretilen, nota nota yazılan SID, MOD, XM gibi formatlardaki müzikler makbuldür. Bir de düşük boyutlu demolar (örneğin 4kb, 64kb v.s.) için az yer kaplayan müzik yapmayı bilmek de önemli bir ayrıcalıktır.

3) Grup kurmak/gruba katılmak ve takım halinde birşeyler üretmek. Scene yalnız insanların rekabet ortamı değildir. Scene'de gruplar vardır ve gruplar birbirleriyle yarışırlar. Sen de bir grup kurar ve eleman toplar ya da bir gruba katılırsın. Bir grubun en az bir programcı, bir grafiker ve bir müzisyene ihtiyacı vardır. Bunlardan biri eksik olamaz mı? Olabilir. Ancak bu durumda diğer scenerların yaptığı grafik, müzik ya da kodları kullanman gerekebilir ki bu da hoş olmayacaktır. Ama yine de örneğin hiç müzisyeni olmayan ve başkalarının müziklerini (credit vererek yani kime ait olduğunu ürünün içersinde belirterek) kullanan gruplar vardır.

4) Scene'in kurallarını öğrenmek ve bunlara olabildiğince uymak. Bu da çok önemli bir konu. Ancak geçenlerde yayınlanan ve benim elime henüz geçmemiş bir scene tarihçesi kitabı hariç bu işin bir kural kitabı yok. Yani scene bir anayasaya sahip değil. Yine de belli başlı kurallar vardır ki temelde şu şekilde sıralanabilir.

* Başkalarının ürünlerinden parçalar çalmak, yalan söylemek ve benzeri her türlü sahtekarlık scenede affedilmez. Peki cezası nedir? Adın "lamer"a çıkar ki bu durumda scene'i bırak daha iyi. Scene'de sahip olunabilecek en kötü lakaptır. Ancak zaman zaman tartışma durumunda haksız yere "lamer" lakabı taraflarca kullanılabilir. Ortada gerçek anlamda bir lamerlık yoksa bu kimseyi bağlamaz.
* Partilere katılacak yarışma katılımları ilk kez partide yayınlanıyor olmak zorundadır. Önceden hiçbiryerde bir parçası ya da tamamı yayınlanmamış olmak zorundadır. Zaman zaman bazı kural ihlalleri olabiliyor. Bunlar gözden kaçmadığı sürece diskalifiye edilirler.
* Scene'de genellikle disk dergilerinin dağıttığı votesheetler (oy kağıtları) doldurulurken disk dergisini çıkarak grup ya da o gruptan herhangi bir scenera, kendi grubuna ya da kendi grubundan herhangi bir scenera oy veremezsin. Diğer grup ve scenerlara oy verebilirsin.

Yazdıkça yazılır, bitmek bilmez bu konu. Şimdilik bu kadarını yazıyorum. Gördüğün gibi scene derin bir konu ve scene'e girmek için yapacağın en güzel şeylerden biri bu ve bunun gibi forumları takip etmek, scenerların dünyasının nasıl dönüğünü anlamak, daha sonra da kendinde bir istek, bir cevher görme durumunda da aramıza katılmaktır. Bu güne kadar onlarca kişiye destek olduk, grup kurmalarına, bir araya gelmelerine ön ayak olduk, senin için de oluruz.

vigo
29th January 2006, 08:43
skate'e 1 ilave yapmak istiyorum,

sevgili Anduril,

ne yazıkki, şuanda, bir grup bilgisayar+internet sever için,
"computer scene" (türkçesi : bilgisayar alemi) sanki wiki-pedia ve blog'lardan oluşuyor.

demoscene denen şey, aslen başlangıçta, illegal ve underground olan bir kültürden doğdu... hatta "demoscene" ve "scener" terimleri bugün daha "soft" manalarda....

ben kendimi "scener" olarak tanımlarken, "demoscene scener'ı" olarak görmüyorum...

şanslıyım, 1972'de doğdum ve Allah Rahmet eylesinki, sevgili anne-annem, bana commodore 16'ımı aldığı gün, "scener" olma yolundaki ilk adımımı atmamı sağladı.

ben "bak bu adam scener" dendiği zaman şunu anlıyorum :

- bu adam crack dünyasını biliyor
- bu adam release ( demo release'i diil - yeni crackler! ) i biliyor
- bu adam "stuff" ı biliyor
- bu adam bbs'i biliyor
- bu adam blue box'ı biliyor
- bu adam "copy party" biliyor
- bu adam "coder" ı biliyor
- bu adam "gfxer" ı biliyor
- bu adam "composer" ı biliyor
- bu adam "ascii/ansi" yi biliyor
- bu adam "swap" i biiyor
- bu adam "disk mag" i biliyor
- bu adam "contact" ı biliyor
- bu adam "stamp cheat" i biliyor
- bu adam "at&t / mci / us sprint" i biliyor
- bu adam "demo/intro/mega-demo/dentro/track-mo" biliyor
- bu adam baba adam

gibi şeyler geliyor aklıma...

ve dahada önemlisi "bu adam harbiden bilgisayar kullanıyor" geliyor.

tabi ben biraz abartılıyım.

çünki ben artık yaşlı bir adamım ve yenilikleri hemen kabul edemiyorum.

ben;
- open source'a karşıyım
- open news'e karşıyım
- milletin free "php" bulletin kullanmasına karşıyım (keza bu forumda öyle ama...)
- blog ve wiki-pedia adındaki saçmalıklara karşıyım

1988-1994 yılları arasında herşey çok güzeldi...
herşeyin bi kıymeti, değeri vardı.

bugünki gibi hiç bir şey SEBİL durumunda değildi. ancal belli bir kademenin üzerinde olan insanlar birşeylere ulaşabilirdi.

scene'de "ELITE" olmak diye bi kavram vardı...

bugün, nerdeyse bizim karşıdaki "tüpçü" bile, adsl ile torrent ile film indiriyor net'den... hatta telekom'un sitesinde, "limitli adsl" i tarif için,
"ayda 3 filim indirebilirsiniz" diyodu..

benim zamanımda, bi stuff geldiği zaman, haftalarca, aylarca bakardın o stuff'a...

bugün bi bilgisayar dergisi yanında DVD veriyolar, içinde tonlarca program...

demek istediim, şuan hiç bir şeyin değeri kalmadı. herşey tüketim... anında karıncalar gibi tüketiyoruz herşeyi...

Türk insanı'nın en sevmediğim yönü "hazırlop" çu olması ve "emeğe saygısızlık" etmesidir. Birde her boku çok iyi bilir, hiç bişi üretmez ve paso ahkam keser...

Sevgili arkadaşım,

amacım, nasihat vermek diil. sadece duygu ve anıları paylaşmak. 1988'den beri gördüğüm şu ki, diğer ülkelerde olaylar tavana vurmuş ama benim "AB üyesi olma heveslisi" ülkemde daha bir arpa boyu yol gidememişiz...

dünya Türk'leri, kendi ülkelerinde yaşan Türklerden ibaret sanıyor... Bir Alman, Türkten %90 nefret ediyor. Haklıda... Ben de orda yaşasam , bende o tip insanlardan nefret ederdim... Biz yıllarca diğer ülkelerle rekabet ettik... demolarımızla, release lerimizle... ve gördülerki Türkiye diye bi ülke var... İlk biz başlattık "turkey" yerine "TURKIYE" yazmayı...

yani bakıyorum, o yıllardan bugüne, nerede bırakmışsam bazı şeyler aynen orada kalmış...

tabi beni sevindiren tek şey, 1994'lerden sonra çıkan bir kaç baba Türk Grubu, bazı diskmag'ler ve bazı baba demolar...

en azından, "bilgisayar sevenlerin" türkiye'de her yıl yapılan "7dx" parti serilerine akın akın gelmesini hayal ederdim...

ayrıca coğrafi pozisyon olarakda kaybediyoruz... bir fransız, bir italyan, ya arabasıyla yada trenle, almanya ya yada hollandaya çok ucuza ve kolay giderken, türkiye ye gelmesi için en az 400-500 euro harcaması lazım...

parti ile ilgili ingilizce sayfayı yaparken,
"ulan şimdi harbiden adam kalksa gelse uçakla, sabiha gökçen'e inse (bu alana gelen hava yolları baya ucuz tarife kullanıyo) boku yedik.. sabiha gökçenden havaşın kozyatağına kadar servisi var, sonra noolcak?"

aynı şey atatürk havalimanı içinde geçerli. adamın mecidiye köye gelmesi için ya etilerde yada taksime yakın bi yerde inmesi lazım...

daha "düzenli" ulaşımımız bile yok. biz partiye gidince, kimsenin biz karşılamasına gerek kalmıyor... hava alanında şehir içine gitmek o kadar kolayki... tren hatlarıyla donatmış adamlar her yeri... en zorlandıın an, atla taksiye ve "adresi" uzat şoföre, seni parti mekanının kapısına kadar getirsin...

adam burda, kazara taksimden taksiye binse, kimbilir 100 ytl filan çakarlar turist diye...

yani, ülkemizde düzelmesi gereken o kadar çok şey var ki...

bugün iyi bir işim ve hayatım varsa bunu borçlu olduğum tek şey var o da "scene"... yaşıtlarım başka işlerle uğraşırken biz intro yapmaya kasmıştık. o yıllardan scene işleri ile uğraşan herkes, bugün iyi yerlerde... ve scene denen alem, bana çok güzel şeyler kattı...

genel kültürden, sanata, yabancı dile, bir çok yabancı insanla arkadaş olup onların kültür ve yaşamlarını tanımama, bugün çıkan her yeni programlama dilini çok basit ve kolay şekilde öğrenmeme yardım etti scene...

ofiste çok yaşadığım bir olay, millet koşarak "abi gelin gelin, flash la yapmış adam ne süper site dimi" gibi şeyler olur arada...

yada, "of abi süper ya baksanıza şuna" filan olunca, bende gider bakarım... içimden "ya ben bundan daha iyi şeyleri 1990'larda amiga'da gördüüüüm?" derim...

neyse işte... sabah sabah geyiğe bağladım ama olaylar böyle...

umarım, nightshift'e 1000 kişi gelir, hınca hınç dolar... süper productlar çıkar... ve seneye, bir breakpoint yada assembly gibi millet gelmek için delirir... hatta bu partinin gazıyla, 7d6'ya 2000 kişi gelir... ne güzel olur dimi?

son bişi, bir çok yeni jenerasyon bilgisayar severde, "TÜRKÇE" takıntısı var... arkadaşlar, teknolojiyi icad edenin dili neyse, o dil ne yazıkki "default" dil oluyor.... ya icat edicen, yada iyi yayıcan... bizim türkçe harflerimiz ve tarih formatımız halen sorun! yabancı kullanıcıların hiç biri, türkçe olan web sayfalarını "doğru" göremiyor. çünki adamın "regional" settings'inde yada "browser" dil ayarlarında "tr" yok.... çoğuda eklemiyor.... yani sitede siz "İĞÜÇŞı" yapınca, adam bunları saçma sapan görüyor. aynen benim "çince yi install edimmi" sorunsa "ee bana ne ya ne çincesi" dediim gibi, onlarda "türkçeyi" install etmiyor...

bol bol desen çalışın ve gereksiz taramalardan kaçının!

Anduril
29th January 2006, 15:23
Cevaplarınız için teşekkürler. Aslında bazılarında 2-3 karşı çıktığım nokta var ama amacım demoscene hakkında birşeyler öğrenmek olduğu için hiç tartışmaya girmeye gerek yok, konu dağılmasın.
Bu arada bir ek yapayım ona göre cevap verin: Ben bilgisayar mühendisliği öğrencisiyim. Yani rahatlıkla detay anlatabilirsiniz. Fakat kendinize özgü terimleri, örneğin diskmag -sanıyorsam bu scene şeklinde hazırlanan dergilere deniyor. ben sadece plazma'yı okudum :)-, bbs, blue box, copy part, demo/intro/mega-demo/dentro/track-mo vs gibi terimleri açıklarsanız daha güzel olur. Mesala demo, intro, mega-demo, dentro, track-mo arasındaki farklar nelerdir? Neyse daha düzenli bir şekilde alttan devam edeyim.
Bunlar da ek sorular:
1-Bana en çok kullanılan araç-gereçleri ve programlama dillerini söyler misiniz? (Müzik, Grafik ve Kodlama için ayrı ayrı tabii ki)
2-Ben bilgisayarımı kurcalarken sanıyorsam PCNet dergisinin verdiği 64k lık demosceneler buldum. Mesala benim izlediğim Stockholm Syndrome adlı bir grubun işiydi. Ve de kullanılan grafikler gayette temizdi. Tabii renk çok yoktu fakat gayet hoştu ve uzundu. Aynı zamanda arkada tekrar etmeyen bir müzik vardı ki bu nasıl 64 k olabilir diye düşündüm. Sonuçta belli başlı kütüphaneler -dll (windows), lib (unix)- kullanılıyor fakat bu yine de çok kâr sağlamaz diye düşünüyorum. Anlayamıyorum nasıl 64k yaptığınızı. Dosyayı 2 lik veya 16 lık tabanda açıp baştaki gereksiz sıfırları mı siliyorsunuz tek tek? Bu konuyu açarsanız sevinirim.
3-Gelmiş geçmiş en iyi demoscene ve en iyi grup hangisidir?
4-Geçen Candela'nın, adını tam hatırlamıyorum da Queen li birşeydi, demoscene ini izledim. Güzele benziyordu fakat atlamalar vardı. O demonun kendisinden dolayı mı yoksa demo sürekli akmakta mıydı o da tam anlaşılamamaktaydı. Eğer öyleyse neden bu kadar çok yüklenmiş ki? Fazla renk, iyi render yapmak zor birşey değil herkes yapar ama bana sanki biraz da maharet en iyisini en düşük boyutta yapmak gibi geldi. Siz ne dersiniz?
-------------
Şu anda aklıma soru gelmiyor. Gelince yine yazacağım, benden kurtuluş yok yani :) Üşenmeden bana cevap yetiştirmeniz beni çok sevindirdi. Çok teşekkür ederim, çok sağolun.
Kolay gelsin.

chenmy1
29th January 2006, 15:43
Benim ilk geldigimde sordugum sorulara benziyor yaw :)
Aslinda iclerinden en iyi cevap verileni forumun en tepesine tuttursanızda yeni gelenler onu okusa boyle her gelene tekrar tekrar aciklamis oluyorsunuz arada ufak seyler bazisinda yazilmiyo o zaman eksik kaliyo :)

anesthetic
29th January 2006, 17:48
Bu soruları da ben ele alıyım :)

Öncelikle hoşgeldin. Hemen bir yanlış anlaşılmayı düzeltelim. Demoscene derken, demo üreten insanların bulunduğu uluslararası camiayı kastediyoruz. Demoscene != demo :)

Önce ürün türlerini örneklerle açıklayayım

Demo kavramını anlamak için olayın tarihsel akışını anlamak gerekiyor. 1980 başlarında ticari oyunların kopya korumalarını kıran crack grupları vardı, ki bunlar hala varlar ve crackscene olarak hayatlarını devam ettiriyorlar. Bu elemanlar arasında zamanla bir çekişme yaşanmaya başladı, oyunu ilk kim kırıp piyasa sürecek çekişmesi. Bununla birlikte başkalarının kırdığı oyunları kendi kırmış gibi dağıtan lamer'lar türedi. Bu yüzden crack grupları kendi isimlerini oyun başına eklemeye başladılar. Bu oyunu hangi grubun kırdığını belli edecekti. Bu gelenek bir süre sonra grubun ismini sadece yazı değil de logo olarak gösterme haline geldi. Öğrendiğim kadarıyla bunun ilk örneği şuydu (http://www.pouet.net/prod.php?which=17555). Bir süre sonra da bu logoların altına kayan yazılar (scroll text) eklenmeye başlandı. İşin görünür tarafında sadece crack gruplarının sevdikleri gruplara selam (greetings), rakip gruplara sabah (fuckings) göndermeleriydi. İşin görünmeyen tarafın ise bilgisayar destekli animasyonların devrinin başlamış olmasıydı.

Kırılan oyunun başındaki bu küçük animasyona intro adı verildi. Ve zamanla oyunu-programı kırma süresinin yanında bu intro da önem kazanmaya başladı. Çünkü introlar sadece seyirlik gösteriler değil, grubun coderlarının programlama yeteneklerini de gösteren kodlardı, tabi aynı zamanda çizim ve müzik yetenekleri de.

Bu yüzden grupta bazı elemanlar sadece bu introların yapımını üstlendi. Gruba crackingten anlamayan ama introlarda görev alabilecek elemanlar alınmaya başlandı. Bu elemanlar daha büyük introlar yapmaya hatta bu introların birleştirilip tek diskette sunulduğu demolar (megademolar) yapmaya başladılar. En nihayetinde sadece intro-demo yapmak için demo grupları kuruldu ve demoscene doğmuş oldu.

Artık bu demo gruplarının yaptığı işlere demo adı verilmeye başlandı. Bu gruplar introlarını ise kırılan oyunlar için değil, kendi gruplarını tanıtmak, partilere başkalarını davet etmek ya da sadece sevdiklerine selam sevmediklerine sabah geçmek için intro yapmaya başladılar. Cracklerin başındaki introlara da crack-intro'dan cracktro adını verdiler. Intro kelimesinin anlamı da bu şekilde değişmiş oldu. Artık hemen hemen herkesin kabul gördüğü ayrım şu: eğer tek bir sahnede bir iki efekt varsa intro; çok sahnede bir çok efektin gösterimi varsa, olayda bir yazıdan çok bir hikaye bir akış var demo.

Intro kelimesi bir şeyin tanıtımı anlamına gelse de günümüzde bir başka kullanımı küçük boyuttaki demolar. Örneğin 64k olmasa baya demo sayılabilecek bir ürün (http://www.pouet.net/prod.php?which=1221)e boyundan dolayı intro denebilir, buna şaşmamak lazım. Ama bir üst paragraftaki intro tanımı daha yaygın.

Dentro ise intro demo arasında bir ürün. Mesela grubunuzu tanıtmak için bir intro yaparsınız ama bir değil de birkaç sahnede daha fazla efektle yaparsanız bunu, ama amaç hala grubunuzu tanıtmaksa bunun adı dentro olur.

Invitro ya da invtro bir demopartinin tanıtımı için hazırlanan demolar ya da introlardır. Örnek (http://www.pouet.net/prod.php?which=12031).

Meetro iki demo grubunun bi yerde buluşup ortaklaşa çalıştıkları bir günü temsilen çıkarılan introdur.

Greetro adı üstünde diğer gruplara selam yollama amaçlı introdur.

Fucktro diğer gruplara sabah yollama amaçlı introdur.

Bbstro bir BBS'nin tanıtımı için yapılan introdur. BBS nedir dersen o tanımı yapamayacak kadar yeniyim burda :) Burada daha doyurucu cevaplar verecekler olduğunu biliyorum.

Trackmo bir demo çeşididir. Ama bu demoda ön planda olan bir hikaye bir akış yoktur. Demonun odağında müzik bulunur. Şimdilerde MFX ve benzeri gruplar güzel bir elektronik parça yaptıklarında buna bir de trackmo yaparlar ki parçanın çalındığı disko gibi ortamlarda arka planda demosu da oynasın. Örnek (http://www.pouet.net/prod.php?which=8282) istersen.
(Trackmo'nun başka bi anlamı daha var, ben PC'dekini söyledim.)

Neyse tanımları burada bırakıp diğer sorulara geçeyim.

En çok kullanılan araç gereçlere gelince. Kodlamada en çok kullanılan dil C++. Bunu C ve ASM takip ediyor. Tabi platforma da bağlı ama tüm platformları ele alırsak demoların çok büyük çoğunluğu bunlarla programlanıyor. PC'de Turbo Pascal, Turbo Basic, Free Basic vb. kullanıldığını da gördüm ama. Olayın özünden biraz uzakta olsalarda Java ve Action-Script (flash) ile yapılan demolar da var.

Bunun dışında kullanılan kütüphanelere göz atacak olursak (ki sadece PC'de bilgi sahilinde sunuyorum.) 2000'lere kadar kendi grafik motorunuzu yazmanız önemliyken 2000'den sonra OpenGL ve DirectX'e rağbet arttı. Bunun dışında software grafik motoru kullanmak isteyenlerin en çok kullandığı kütüphane OpenPTC ya da daha ufak introlar için hazırlanmış TinyPTC. Yine bu PTC'leri yapan adam Pixel Toaster adında bir kütüphane yaptı. Bu kütüphanelerin ilk halleri GDI + DirectDraw kullanmasına rağmen bir çok platform için farklı sürümleri de mevcut ama zaten Win32 dışındaki platformlarda en yaygın grafik kütüphanesi SDL.

Ses konusunda bugün en çok kullanılan kütüphane FMod ve introlar için olan versiyonu miniFMod. Onu az bir farkla Bass takip ediyor. Diskten resim okuma için de Intel JPEG kütüphanesi çok yaygın.

Bu kütüphaneleri kullanmanın başlıca sebebi PC donanımın çok farklı olabilmesi. Örneğin ekran kartına erişim için driver okumak yerine DirectX kullanmak herkese daha cazip geliyor. Ama tabi kullanabilecekken kullanmadığınız her kütüphane not hanenize bir artı olarak geçecektir. Bu yüzden demoların infolarında kullanılan kütüphaneleri belirtmek hem etik açıdan hem de yeteneğinizi saklamamanız açısından önemlidir.

Müzik yapma konusuna gelince. Eskiden müzisyenlerin kendi seslerini programlamaları yani bir softsynth (software sintizayır) sayesinde bu sesleri oluşturmaları beklenirdi. Ama artık müzisyenler tracker adı verilen ve tracked müzik yapmaya yaran programları kullanıyorlar. Bu programlar sayesinde bulduğunuz hazır ses parçalarını (sample) bir araya getirip müzik yapabiliyorsunuz. Ama PC üzerinde bile kendi samplelarını üretebilecek düzeyde programcılık da bilen müzisyenler daha çok saygı görür. Tracker olarak tavsiye edebileceğim sadece Modplug Tracker bulunuyor çünkü başkasını görmedim :) Bu konuda müzisyen arkadaşlar daha çok yardımcı olacaktır.

Grafik konusuna gelirsek eğer ki hiç istemen bu konuda bilgim sıfıra yakın :) Bi bildiğim MsPaint var şimdilik işimi görüyor :P İlk akla gelen program Adobe Photoshop tabi ki ama bunu grafikerler değil PC coderları kullanıyor. Nedeni ise demonun orasına burasına koyacağı ufak şekilleri, katmanlar vs. grafikeri rahatsız etmeden olmadan kolayca halletmenize olanak sağlaması. Sanat olarak grafik işiyle uğraşanlar ise kesinlikle photoshopı tavsiye etmeyeceklerdir, onların da fikirlerini ayrıca belirtmeleri iyi olur.

Diğer soruya geçelim.

64k, 4k gibi boyutlarda demolar için yapılacak iki önemli iş var.

Bu işlerden ilki, kodu yazarken boyutu çoğaltabilecek her şeyden kaçınmak. Bu her şey ne olabilir? Öncelikle içinde 7 tane renk olan bir resmi 24bit saklamak olabilir, basit bir küp için mesh dosyası kullanmak olabilir, kısaca statik bilgileri yeterince sıkıştırmamaktır. Ama bi yerden sonra yeterince sıkıştırmanın bile işinizi görmediğini anlamaya başlayacaksınız. Bir sonraki aşama da bu statik dosyaları saklamak yerine program başında kodla üretmektir. Bu yöntem her zaman daha ufak dosyalar oluşturacaktır. Müzik dosyasında kullanılan sampleları, sahneler için kullanılan dokuları hatta sahnelerdeki binaları, nesneleri (hatta insanları) kodla oluşturmaya çalışmak demoscene'i diğer tüm programlama camialarından ayıran şeylerden biri. Bana inanmıyorsan Farbrausch'un 96kb'lık fps oyununa bakabilirsin (http://www.pouet.net/prod.php?which=12036). Bunu sadece demoscene mümkün kılabilir :)

"Size coding"in en son aşamasında ise yazdığınız program satırlarının hangi assembly komutlarına dönüşeceğini bilmek ve ona göre kod yazmak geliyor. Örneğin çoğu durumda bir while, for'dan daha az yer kaplayacaktır. Programınızda bir yerde for(i = 0 ; i < 10 ; i++) ifadesi, i'nin başlangıç değerinin zaten 0 olduğu garantiyse, fazladan bir i = 0'a sahip oluyor. 64k'da değil belki ama 4k için çok önemli ayrıntılar bunlar.

Tabi bu olayları zaten çoktan aşmış olan ASM coderları var. Onlar da zaten 1kb ve daha düşük boyutlarda demolar yaparak dibimizi düşürüyorlar.

Küçük boyutta demo yapmak için yapılacak ikinci iş cruncher adı verilen exe boyutunu küçültme programlarından kullanmak. Bu programlar, exe'yi paketliyor ve dosya başına bu paketi açmak için gerekli rutinleri ekliyor. Tabi her zaman için kendi cruncherınızı yazmak size daha fazla saygı sağlayacaktır. Zaten piyasadaki cruncherların çoğu demo coderları tarafından yapılmıştır.

Sonraki soru...

Gelmiş geçmiş en iyi demo ya da demo grubu diye bir ifade asla nesnel değildir. Ben desem ki şu grup şu demosuyla tarihe adını yazmıştır diye, biliyorum ki bir başkası diyecek ki "O platformda olabilir ama hiç Amstrad demosu görmeden nasıl böyle bir yargıya varıyorsun?" öteki diyecek ki "Onların devri geride kaldı şimdi olsa şu grupla asla baş edemezler." O yüzden daha fazla demo izleyerek bu kararı kendin ver diyorum :)

Candela'nın demosuna gelince ben o demoyu hiç çalıştıramadım :) muhtemelen senin bilgisayarını çok kasmıştır. Bu onların ilk demoları ve çok şey vaadediyor. Mesele iyi rendersa Plastic'in demolarını incelemeni tavsiye ederim. Sana maharet size coding gibi geliyorsa hiç durma dal bu işin içine derim :)

Yazımı noktalarken de bi kaç not bırakayım.
Öncelikle yazdıklarımın çoğu olaya PC açısından bakmaktaydı. Amiga Atari diye gittiğimizde işler biraz değişecektir. C64, Amstrad, Spectrum denilirse bambaşka bir dünya karşımıza çıkar :)
Yazdıklarımın çoğu olaya coder, hatta newbie coder açısından bakmaktaydı. Bir müzisyenin ya da grafikerin yazıda birçok hata bulacağına eminim.

Son olarak yardımcı oldumsa ne mutlu bana :)

CaiSSoN
29th January 2006, 17:49
vigo'ma +1000 desem yeridir. Geçenlerde evin kapısına Skate geldiğinde bana sormuştu; "Niye bıraktın lan?"

Aha işte vigonun yazdıkları yüzünden :) ,

Benim scene'deki hayatım vigo'nunki ya da Turbo'nun ki kadar uzun sürmedi ama; yine de vigo'mun yazdığı şeyleri çok sürmese de yaşadık.

Swap yapmak bile zevkliydi.

RRR/Oxyron'dan, Glasnost/Camelot'dan gelen stuff'lara 1 ay bakardım. (Zaten adamlara mektup attım, cevap geleceğini ummuyordum bile. O zaman adreslerinin yanlarında "4 ELITE SWAP" yazardı) 7 ay sonra cevap gelmişti, cevap geldiğindeki hissiyatı hatırladım bi an da; "Ulan RRR'den cevap gelmiş bana, Glasnost Tower Power %92'yi yollamış, sen ne dion bea? sieeeeeeee" falandı. Şimdi git bilmemne adresinden çek zaten 160 KB :)))))

Şaka bir yana keşke yine öyle olsa da girişsek bisürü şeye...

Anduril
29th January 2006, 18:11
Çok sağolun yardımlarınız için her ne kadar bu söz bu yardıma az kalsa da idare edin :) Hepsini kurcalayacağım şimdi. Hadi bir soru daha sorayım:
1-Bu işe başlayanlarınız nasıl başladı? Ben mesala şimdi sistem programlamaya yönelik çalışıyorum. Demo yapmayı bir sanat olarak görüyorum, hem bilgisayarla uğraşıp hem de sanat yapmak istiyorum yani :) PC üzerinde çalışmak istiyorum ama şimdi gidip de Amiga,C64 ile hiç uğraşamam :) Vakti gelince uğraşırım da yani şu anda sistem programcılığı üzerine çalışıyorum ve bir yandan da bunu bir hobi edinmek istiyorum. Yani sizce iyi bir demo kodlayan olmam için neleri çok iyi öğrenmem lazım? Ve de bunun üzerine kaynak var mı? Sizler neler biliyorsunuz?
Not: Ben mesala bu sene C yi bitireceğim ve assembly öğrenmeye başlayacağım. Bir dahaki seneye de x86 assembly yi öğrenmiş olurum.
2-Herhangi bir demonun kodlarını görmek istiyorum. Böyle kodları açık demolar var mı?

Çok teşekkürler. Kolay gelsin. Daha soracam ama :)
Bu arada düşündüm de bu bu işe yeni girecekler için çok güzel bir kaynak olacak.

PE&OAS
29th January 2006, 18:15
nedense vigo'nun yazdıkları benide bağladı :)

demoscene nedir öğrenmeye çalışıp, belli başlı şeyleri kapabildikten sonra şunu sordum kendime; üretmek ne demek lan??? sizleri bilmem ama benim tanıdıklarım arasında bu kelimenin ne anlama geldiğini bilen bile yok hatta neslimde üretmek diye bir kavram yok... hem bunun hemde c64'ün gazına gelerek ben scener olacam diye attım kendimi buraya, evet, az önce söz ettiğim yaşıtlarımdan bir farkım olmadığını zaten bugüne kadar birşey üretmemiş olmamdan anlayabilirsiniz. ama hiç olmazsa ben scene ile ilgili özellikle eskilerden bahsedilirken dikkat kesilir dinlerim. keşke o zamanlarda yaşasaydım diye içimden binlerce kez geçmiştir. mesela bbse bağlanamadım diye üzülen kaç tane yaşıtım vardır??? ya da dükkandan c64 kasedi çektiremedim diye??? işte scene böyle birşey, ben hala hızlı tüketiyorum sanırım hayatımın pek çok alanında ama farkındayım ki buranın etkisiyle bu da değişebilir, scene harbiden acayip bişey...

düşündümde buraya gelmeseydim, internette abuk sabuk forumlarda bulduğu gudik araçlarla salak işler yapıp hackerım diye gezen yaşıtlarımdan ne farkım kalırdı???

sağol scene...

scg
29th January 2006, 18:24
Daha önceki demo , demoscene nedir ne değildir vs vs.. ile ilgili konulardan birine attığım cevaplardan bir alıntı

scene yada demoscene : demo yapan yada herhangi bişekilde demolarla ilişkili olan kimselerin oluşturduğu topluluğa denir.

scener : demo yapan yada herhangi bişekilde demolarla ilişkili (mesela diskmag editörleri veya swapper lar falan...) olan kimselere denir.

demo : içersinde grafik (2D & 3D) ve müzik içeren gerçek zamanlı sunumlara denir.Demoların animasyonlardan farkı : gerçek zamanlı programlar olmaları. Bilgisayar oyunlarından farkı : kullanıcı etkileşimi içermemeleri ve ticari olmamalarıdır.. Kabaca farkları bunlar.

Bir de bence genel dikkat edilmesi gereken hususlar şunlar:
Özellikle demo bir demopartisinde (yurtdışı ve türkiye farketmez) sunulacaksa:
-> Demoda kullanılan tüm materyallerin (müzik , dokular , 3D mesh ...) grup elemanları tarafından yapılması her zaman kabul gören ve artı puan getiren bir durumdur.
-> Müzik konusunda : asla ticari müzik kullanmayın. Yani demonuza gidip metallica parçası koyarsanız büyük tepki (negatif) alırsınız , ayrıca yasal olmayan bir iş yapmış olursunuz.
-> Eğer bişekilde materyalleri kendiniz üretemiyorsanız ve başka biyerlerden alıyosanız , öncelikle kullanacağınız şeyi yapan kişiden izin alın , kontak kuramıyosanızda demonuzda credits verin. Bu dediklerim ticari müzik için geçerli değil , asla kullanmayın.
-> Demonuzu göstermeyi düşündüğünüz partiye kadar başka herhangi bir yerde release etmeyin. %100 diskalifiye olursunuz.
-> Demonuzu göstermeyi düşündüğünüz partinin ve kategorinin (demo,64k,4k intro gibi..) kurallarına uyun. (size limit yada gösterim süresi gibi kuralları olabilir...)

Bunun dışında DX,OGL (1998 den beri var hardware accelerated demolar) kullan yada software rendering yap ,farketmez. Demolar için dosya boyutlarının da pek bi önemi kalmadı bence(tabii partide ekstra bi kural yoksa bununla ilgili). Dial up bağlantı yavaş yavaş ölüyor.

scg


Sen post unda demoscene terimini yanlış kullanıyorsun..

Ek sorular için
1)En çok kullanılan diller C ve C++ dır. En azından bu PC için böyle. Bu devirde kimse PC de full asm kasmaz , kasmamalıdırda. Fakat değişik makineler için asm şart. Mesela C64. 8 bit - 6510 mikroişlemcinin assembly dilini bilmen gerekiyor. Basic le falan C64 demosu yazan var mı bilemicem tabii.
PC de kodlama için MS VC++ öneririm. Microsoft VC++ 2005 Express edition ı bedava veriyor artık. Muhteşem bir IDE , BEDAVA. Demo yazmak için ideal. ATL ve MFC desteği disable edilmiş sadece. GUI gereketiren uygulamalar geliştirmiyosan problem yok.
Grafik için photoshop yada GIMP aklıma ilk gelenler. Diğer paltformları bilemicem.
Müzik içinse CuBase gibi sequencer lardan tut , modplug gibi tracker lara kadar bir sürü yazılım var. Ama 64k cılar tracker kullanılarlar genelde. .xm denen bir çeşit mod türevi müzik dosyaları 64k larda genellikle kullanılır. Ama baba 64k cılar (hem kod yazıp hem müzik yapabilen nadir adamlar..) kendi synthesizer larını kodlayıp onun üzerinde müzik yaparlar ve 64k larına entegre ederler.
2) 64k da ki deneyimlerinden faydalanarak şunu söyleyebilirim ki : 64k çalıştığın işletim sistemini ne kadar iyi bildiğinle ilişkili bişey. Yani problem şu : Ne kadar windows biliyorsun? Tabii burda bilme olayı programcı gözüyle bilmek. Windows un çeşitli işleri yapan bir sürü API si ve o api lerin dll leri var. Zaten windowsun kendisi dll yığınından başka bişey değil. Zaten günümüz 64k ları tonlarca dll üzerine oturmuş introlar. (Gerek windows , gerekse ekran kartının driver dll leri). Fakat yine en zorlu demo disiplinlerinden biri olduğunu düşünüyorum hala. Ha bunların yanında 64k nın esas esprisi prosedüral içerik geliştirmeyle ilgilidir. Procedural textures ve procedural mesh yaratımı gibi.. neyse daha fazla detay yazmıcam.. Ha bide unutmadan tüm 64k lar .exe packer lar kullanır. Mesela : upx , mew falan gibi...
3) Tamamen subjektif cevaplar geliyor :
Favori demo ve introlarım :

64k introlar :
intro grup
* Heaven7 Exceed
* Beyond Conspiracy
* Poem to a Horse Farbrausch
* Fresh Fairlight
* 195/95/256 RGBA
* paradise RGBA
* Che Guevera Fairlight
* five cigar cocktail Replay
* Forms Replay
* westside twiddly Aardbei

Bunlar aklıma ilk gelen 64k lar. Hepsi de PC için. Daha tonla kalite intro var aklıma gelmiyen. www.pouet.net den araştır bu introları. Pouet baya iyi bir scene database i dir. 4k ve demo listesi de yapardım ama üşeniyom şimdi ...

4) Candela nın demosu "fairplay to the queen" 2005 in en iyi demolarındadır. Oldukça yüksek sistem gerekisinimleri var. Pixel Shader 3.0 istiyor. Yani en az Geforce 6 serisi (Atı kısmında ise yeni çıkan X1X00 serisi) ekran kartı istiyor. Demo gayet düzgün çalışıyor.

Fazla renk, iyi render yapmak zor birşey değil herkes yapar ama bana sanki biraz da maharet en iyisini en düşük boyutta yapmak gibi geldi. Siz ne dersiniz?


iyi ve performanslı render yapmak zor birşey ve herkes yapamaz. Esas trivial olan şey boyut. Boyutun ne önemi varki , unique bir render stili yada iyi demo dizaynı yapamamışsan. İyi efektker yapmak/icat etmek her zaman zor olmuştur. Boyut için: mesela tek satır asm kodu yazmadan kolaylıkla 4k yapılabilir (PC). Boyut , özellikle PC platformunda bence sıfır öneme sahip. Daha önce de dediğim gibi tonlarca MB dll üzerindesin zaten. Tek istisnai durum bence 256b introları. Gerçek challenge orda.


Pheew sanırım sanırım en uzun post rekorumu kırdım. Neyse böyle işte..


*Preview post a basar , sayfa resfresh olur ve gelen cevapları görünce şok geçirir *

anesthetic
29th January 2006, 18:33
@Anduril: C kullanıyorsan TinyPTC, C++ kullanıyorsan PixelToaster bul. (Googleda birinin ismini yazman ikisine de ulaştıracaktır seni.) Ve didinip 320x200 lük ekranın sol üst köşesine ilk pikselini bas. Sonra bu pikseli oynatmaya çalış. İnan bana devamı gelecektir :)

Hugi, Pain gibi dergilerin sayılarını indir. Hatta Hugi'nin son sayısında (Hugi #30) yeni başlayanlar için güzel bir yazı var (s_tec'in sanırım).

Bu dergileri ve demoscene içinde çıkan tüm ürünleri pouet.net (http://www.pouet.net/)'te bulabilirsin, o yüzden tek tek adres vermiyorum.

Ayrıca dergilerin yanlarında bazı demoların kaynak kodlarını bulabilirsin ama o kodların pek işine yarayacağını sanmam. Çünkü ya 4k demo programlama gibi ileri düzey konulara hitap ederler ya da farklı platformlara uyarlanmaları için kaynakları açılmıştır. Demoscene'de bir çok kişi OpenSource hakkında Vigo gibi düşünür. Bunun en önemli sebebi scene'deki en düşük mertebenin lamerlık olması ve buna da başkalarının işlerini kullanarak ulaşılmasıdır. İnsanların geldikleri noktaya kendi çabalarıyla gelmeleri istenir.

Benim şahsi fikrimi soracak olursan, internette ve dergilerle zilyon tane bulabileceğim açıklamalı tutoriallar başkasının bana çöplük gibi gözükecek kodundan çok daha yararlıdırlar. Olaya diğer taraftan bakarsam da başkasının benim yazdıklarımı kullanmaları yerine kullandığım algoritmaları, ürettiğim fikirleri anlamalarını tercih ederim. (Ha kodumu çöplük gibi yazmam ama bunun sebebi bir sene sonra aynı kodu bizzat kendim anlayabilmek içindir :) )

OpenSource'un ruhunun başkasının kodunu kullanmaktan farklı olduğunu biliyorum ama işin bu boyutunu kimse göz ardı edemez.

Anduril
29th January 2006, 18:36
Eyvallah arkadaşlar, çok sağolun verdiğiniz cevaplar için. Şu anda aklıma daha soru gelmemekte. Yukarıdaki soruları cevaplamaya devam ederseniz sevinirim.
Kolay gelsin.

Bakkada
29th January 2006, 19:00
1 Parti ortami 1000Post'tan iyidir,mumkunse ilgin varsa mutlaka partilere gel(ki mart ayinda bi tane var),orda sordugun ve soracagin bi cok sorunun cevabini buluyorsun...

skate
29th January 2006, 19:59
Originally posted by Bakkada@Jan 29 2006, 07:00 PM
1 Parti ortami 1000Post'tan iyidir,mumkunse ilgin varsa mutlaka partilere gel(ki mart ayinda bi tane var),orda sordugun ve soracagin bi cok sorunun cevabini buluyorsun...
Quoted post

Bakkada'ya %100 katılıyorum. Şu ilk baştan beri tartışılan "parti"ler senin kafanda scene ile ilgili hiçbir soru işareti kalmamasını sağlayacak yegane yerlerdir. Bir parti bitiminde kafandaki sorular:

- Çüş ulan herifler .....yı nasıl yapmışlar acaba?
- Ben scenede neler yapabilirim acaba?
- Bir grup mu kurmayı denesem, mevcut gruplardan birine mi dahil olsam?

gibi sorular olacaktır :)

vigo
29th January 2006, 22:35
scener olmanın faydaları...

bence en güzel şeylerden biri;

hemen hemen bir çok scener, bilgisayar tabanlı işlerde çalıyor. programıcı olanlar için söylüyorum, genelde hepsi ya database+web yada database+app tarzı işlerle uğraşıyor...

bugün insanların çok ilgisini çeken platformlarla "mecburen" uğraştıkları için, parti ortamlarında tanışacağınız scener lardan, demo, demoscene ve scene dışında, diğer konularla ilgilide muhabbet edip, bilgi alabilirsiniz...

örneğin skate/glance'e c64 coding ve scene harici olarak, javascripting, dot.net, php gibi (eminim dahası da var) konularda fikir alış-verişi yada soru sorabilirsiniz...

unutmayın, scene ile ilgili code yazan insan, bugünki diğer uygulama dilleri , web dilleri gibi konuları çok daha çabuk, hızlı ve iyi öğreniyor...

bu da ufak bir dip not...

Anduril
29th January 2006, 22:50
Arkadaşlar partiye gelme ihtimalim aşırı yüksek yani. Orada olacağım. Hatta yanımda 2-3 adam diyordum ama şu andaki görünüşe bakılırsa süper bir toplulukla geleceğim. Daha doğrusu o durumda geleceğiz. Neyse yakında -yarın veya öbür gün- birşeyler daha net olacak açıklayacağım.
Cevaplar için teşekkürler.

Bakkada
29th January 2006, 23:00
Originally posted by skate@Jan 29 2006, 07:59 PM
- Bir grup mu kurmayı denesem, mevcut gruplardan birine mi dahil olsam?

gibi sorular olacaktır :)
Quoted post

Ozellikle bole bi sorun olursa bak DemoDojo die bi grup varmis benden solemesi :)

Baktim tatli dille olmuo partide gozume kestirdigim elemannarin kafasina vurucam odunu,kalasi alicam DemoDojo'ya :)

anesthetic
29th January 2006, 23:16
O odunun etkisi geçene kadar bir diskmag, iki demo çıkarırlar kesin :P



Fena fikir değilmiş bak :)

skate
29th January 2006, 23:25
Originally posted by Bakkada@Jan 29 2006, 11:00 PM
Ozellikle bole bi sorun olursa bak DemoDojo die bi grup varmis benden solemesi :)

Baktim tatli dille olmuo partide gozume kestirdigim elemannarin kafasina vurucam odunu,kalasi alicam DemoDojo'ya :)
Quoted post

Demodojo 64 scene'ine yeni bir soluk getirebilir. Yeter ki eleman bulun, kendinizi geliştirin. Ben küçükken kaykaya bindiğim zamanlarda birçok hareketi Türkiye'de ilk kez yapan ya da deniyenler arasındaydım ve bazılarını yapabilmem yıllarımı aldı. Şimdi bakıyorum çevrede ufaklıklar bile benim 2-3 senemi alan hareketleri birkaç ayda kapıyor. Sebebi ise herkesin artık yapabiliyor olması. Benzer şekilde Demodojo'nun çevresindeki örnek ve destekleri iyi kullanarak kısa bir sürede kaliteli bir grup olacağına inancım tam. Eğer inanmasaydım, o introyu kodlamaz ve kodlarını Bakkada'ya teslim etmezdim zaten :)

Bakkada
29th January 2006, 23:41
Originally posted by anesthetic@Jan 29 2006, 11:16 PM
O odunun etkisi geçene kadar bir diskmag, iki demo çıkarırlar kesin :P



Fena fikir değilmiş bak :)
Quoted post

Abi etkisi gectikce vurucan odunu kafalarina :) Baska turlu olmuo...
Neyse ben isme doniiim surda alt tarafi 33gün, 9saat, 19dakika, 21saniye kaldı...
:D

rafterman_flux
10th March 2006, 15:33
Vigo'nun post #3'de yazdiklarina atfen...

Her seyin bu kadar kolay erisebilir olmasi, ortaligin 'open source'larla dolu olmasi, uretim kavraminin 'buyuk hacimlerde tuketime' donusmesi beni de rahatsiz ediyor(du). Evet ben de goreceli olarak 'eski topragim' ve belki yenilik beni de fazlasiyla rahatsiz ediyor.

Scene, hatta birakin scene'i bilgisayarlarla ugrasmak daha ozeldi esku guzel gunlerde. Cunku sizi hak'katen farkli kilardi. Herkesin evinde bilgisayar yoktu, bilgisayar olan herkes saatlerce basinda otumazdi... Simdi? Herkes bir seyler swap ediyor, oradan bir acik kod bulup bir seyler kurcaliyor, herkes wikipedia'ya, bir log sitesine oraya buraya bir seyler yazip duruyor.

Bu yuzden, 1980'lerin sonuyla baslayan ve Internet'in ticari anlamda yayginlastigi 94'e kadar olan yillari dusununce benim de icim bir hos oluyor.

Ama oturup dusununce, belesligin ve tuketimin bu kadar artmasina kizmamak gerektigini dusunuyorum. Sonucta bu, bilgiye erisimin artmasina paralel bir surec.

Belki biraz kaba bir benzetme olacak ama az sayidaki insanin yogun sekilde bir seye ugrasmasi (eski scene) bence bir sekilde aristokratik yapi demek. Bilgi serbestlesince, aristokrasinin satolari yikildi. Yine yanlis anlasilmasin ama "siradan koylu adam" da satolarin icinde gezmeye, ahkam satmaya basladi. Sanirim bu yuzden, eskileri daha cok rahatsiz ediyor herkesin bilgisayar klavyesi basinda saatler geciriyor olmasi... Kucuk bir kitleye ait 'ozel' bir ortam, bir anda ulusal muze gibi herkese acildi.

Ama bana kalirsa, yukarida da dedigim gibi, bu bir surec. Bir anda sekerci dukkanina birakilan cocuklar gibi su an herkes sekerlere saldiriyor. Sekerlere doyunca insanlar, durum degisecek bence. Uretmek, sinirlari zorlamak, var olani sapur supur tuketmek yerine sorgulamak insanlari, en azindan bir grubunu, daha cok ilgilendirir olacak...

Ozetin ozeti... 94'den beri, artan bir hizla, herkes hizli ve belki de bedelsiz bir yolla kendini ifade ediyor. Scene kavraminin temeli olan kendini, dusunceni gostermek de boylelikle anlamini kaybediyor. Ama scene'in temelinde hala gucunu koruyan baska bir kavram daha var: yaraticilik, sinirlari zorlama. Bence belescilik sureci asildiktan sonra insanlar tekrar yaraticiliga dayali uretime prim verecek.

spaztica
10th March 2006, 17:02
sınırları zorlama olgusu da bence amig'dan sonra eskisi kadar güncel bir yaklaşım değil; zira amiga'nın sınırları belliydi. pc'de tonla grafik kartı, farklı yaklaşımlar... hadi onu geçtim, kod yazmak için bile tonla yaklaşım var, kafadan 5-10 tane ide sayabilirim.
scene'e geri dönerken vigo ile biraz da o yüzden javascript gibi şeyler yapmak keyif veriyordu bana. sınırları olan bir yapıydı browser üzerinde demo yazmak da.
partide h20 ile de sohbetimizde bu ortak noktaya hızla geldik. eski 'sınrları zorlayıcı' yaklaşım artık console da var. ehh, c64cüler alınmasın tabii, orada hala sınırları zorlayarak alete takla attıran örnekler var. ama bu pc'de biraz daha zor; zira sınır kavramı pc üzerinde olmayan birşey. sürekli yeni donanım, yni cpu çıktıkça optimasyon değil, kullandığın kartın ve cpu'nun gücünü gösteren demolar yazılmaya başlandı ve pc scene'indeki demoları yavanlaştıran en önemli unsur da bu oldu.
günümüzde pc'de kayda değer bir demo yapmak için neredeyse art direction ve sinematografi gibi kavramları da düşünmek gerek. sadece programlama becerisinden, çok detaylı pixel grafiklerden öte, belki de bu unsur bir demoyu yaşatabilen bir unsur olmaya başladı.

eirik
11th March 2006, 10:34
kimse kusura bakmasIn ama ben de scene de surekli yeni bi$iiler cIksIn millet aktif olsun efektler yapsIn dedikten sonra internetin , wikipedia nIn opensource un sevilmemesini anlayamiyorum, sonucta yeni insanlar yeni bi$iiler yapacaklarsa kaynaga ula$malarI bi$iiler okuyup ogrenmeleri gerekir. bilgisayar sadece belli bi kesimin ugra$IsI olsun demek bununla tamamen celi$iyor. eline bilgisayarI gecirenin $u demo kotu bu demo kotu demesi degil benim demek istedigim, saygI gosteren adam saygI gorur ama internet olmasaydI bugun scene oldugu yerde olmazdI diye du$unuyorum, sonucta pouet gibi ojuice gibi hornet gibi siteler yerine o zaman bu $ekilde 1000lerce ki$inin baglanabildigi dunya capInda bbs ler olmasI gerekirdi.

GnoStiC
11th March 2006, 12:51
olay biraz da su; bizim zamanimizda (80'li yillarin sonlarinda), bir intro/demo'da yapilan efektler yeni yeni seylerdi ve coder olarak bizim ustumuzde cok yuk vardi.. iyi matematik, geometri bilgisi gerekiyordu vs.. baskalarinin neler yaptigini incelerdik ve bu yuzden eski coder'larin bircoguda cracker'dir ayni zamanda.. ozellikle turkiyede elimizde neredeyse hic dokuman yoktu.. sadece bir kup dondurmek icin elle sin tablosu olusturdugumuz gunleri bilirim.. simdilerde ise, veriyorsun directx'e kordinatlari, texture'i, dondur diyorsun donuyor.. kucumsuyor degilim, ama zamaninda bu tur seyler bir suru emek, uykusuz saatler demekti..

yillar once, spaceballs'in state of art demosu cikmadan once, ghost benzer birsey yapmak istemisti ve hatta malice tum ekranlari kare kare cizmeyi bile teklif etmisti diye hatirliyorum..

sonuc su, eski scener olarak bizler yokluk icinde limon satarak bugunlere gelmisken, yeni scener'larin dogustan zengin olmasindan pek hoslanmiyoruz sanirim. (en azindan sahsim adina bu boyle, wikipedia vs'yi de severim)

ama sunu da rahatlikla soyleyebilirim ki, o eski gunler inanilmaz zevkli gunlerdi, bugunun scener'larina o gunleri anlatabiliriz ama o duyguyu aktarmak imkansiz gibi birsey.. bu birazda askerlik yapmamis birine askerligi anlatmaya benziyor, askerlik yapmadan anlatilani anlamak zor..

Originally posted by eirik@Mar 11 2006, 10:34 AM
kimse kusura bakmasIn ama ben de scene de surekli yeni bi$iiler cIksIn millet aktif olsun efektler yapsIn dedikten sonra internetin , wikipedia nIn opensource un sevilmemesini anlayamiyorum..
Quoted post

skate
11th March 2006, 13:21
@GnoStiC: Sizden bir sonraki kuşak olarak seni destekleyici olarak şu kadarını söyleyebilirim. İlk vector grafik olayına aşık oluşum Amiga'da Epic'i gördüğüm gün olmuştur. Daha öncesinde de Hunter'ı falan bilirdim. Commodore 64'de ise Castle Master türü oyunların nasıl yapılabildiği de hep kafamı kurcalardı. Bu ilgim söz gelimi 91-92 yıllarında başladıysa (logo+scroll+music harici yapılabilecek birşeyler olduğunu keşfetmem diyebiliriz buna) 3d math'in oturması 97 yılını falan buldu bende. Adam akıllı ilk 3d çalışmalarım da 98-99 yıllarıdır. Günümüzde ise yine yeni 3D APIleri adam akıllı öğrenmek aylar hatta yıllar alabilir ancak ulaşmaya çalıştığımız hedefler çok büyüdüğü halde öğrenme süresi inanılmaz kısaldı. Benim iddiam DirectX ya da OpenGL'in kullanılabildiği herhangi bir dil bilen bir insanın tutorial okuyarak bir gecede küp çevirebileceğidir. Ancak eski platformlarda ve eski dökümansızlık ortamında benim gerçekten de 5-6 yılımı aldı aynı olay.

Wikipedia ile ise bir problemim yok ancak ben her zaman Google'ı kullanırım ve başka da birşey kullanmama genellikle gerek kalmaz. Google beni Wikipedia'ya yönlendirirse o zaman ondan da yararlanırım. Ancak kendimi onunla da sınırlamam.

nightlord
11th March 2006, 18:44
simdi opengl'e vertexleri verince kup dondugu dogru. fakat bu, gunumuzde pc de dise dokunur bir demo veya oyun yapmak kolaylasti anlamina gelmiyor. cunku beklentiler de bununla beraber yukseliyor.

c64 de vector yapmanin ne kadar zor oldugunu biliyorum. Fakat Iconoclasttaki yuzlerce antialias'li poligonu blend ettirerek render ederken 5 tane dalgali yuzeyli pencereden realtime refract ettirmek de en az onun kadar zor. (grafik tasarim olarak ikonoclast gibi bi demonun flow'unu tasarlamanin zorlugundan bahsetmiyorum bile)

bilgi konusuna gelince bence bilgi her ne formatta olursa olsun(tutorial, kitap, source code veya wikipedia) faydali. Insanlar kullanmasini bilmiyor diye bilgiyi ortaya koyanlari suclayamayiz. ben 94-97 arasi hic bisey yapamamis (dokumansizlik ve bilgisizlikten) bir insandim. 2003ten sonra internette "transactor" ve "c-hacking" dergilerindeki bilgileri,6510 datasheetlerini ve VIC Article yazini gorunce aglamak istemistim. Keske bunlara 90larda erisimim olsaydi. Simdi de elimden geldigince dokuman hazirliyorum. Bu dokumanlarda sundugum bilgiler degersizlesiyor mu bilmiyorum?

vigo
11th March 2006, 22:10
ghost/zombie boys+bronx ile ilgili küçük bir anektod,
adamın amigası yoktu... basic de hidden line küp çeviren program yazmıştı ama bunu uygulayacak bir bilgisayarı yoktu. 1988 yada 87.
aytaç bilgisayara gelip giderken, bi an boş bir amiga gördü.
hemen cebinden kağıtlarını çıkarıp amiga basicde yazdı....
program hiç hatasız çalışmıştı. 1 saat içinde küp ekranın köşelerine çarptıkca plastikmiş gibi köşeler göçüyordu...

yani hidden line plastic vector yazmıştı amiga basic te...

bunu assemblerda uygulaması daha da kolaydı... ama makinesei yoktu. tam 6 ay sonra REBELS ilk küplü introlarını release etmiş ama ghost imkansızlıktan kodu assembler a aktaramamıştı....

yıllar sonra yine ghost a1200 ü olmadan ekrana 24 bit resim basan asm rutini kaada yazmıştı. celaliyeye taşınmışlardı ve ne telefonu vardı nede biz adresi biliyorduk. elimizdeki tek done adamın celaliyede oturduğuydu.

ben turbo ve max, turbonun ciple adamı bulmaya gittik ve bulduk...
ona a1200 götürdük... yine aynı şekilde oturdu ve yazdı. hiç bi error vermeden 24bit resim gösteren aga İLK rutine can verdi ghost....

keza, a500 zamanında, copper teknikleri ile, tek bitplane (2 renk) de 16 renk display ettirmişti...


ehehhe....

hocamdır... saygı duyarım hep.... kendisi USA da... çürüyor. green card aldı galba.... 5 yıldır bi kütüphanede gönüllü olarak çalışıyor. acaba hala kod yazıyormu merak ediyorum....


son olarak, sorbim yada osam dı tam emin diilim. c64 den sorumluymuş... millete çaktırmadan

TEM = 64738

yazar

sonra müşteri yanına gelip bişi sorunca

"bi saniye makineyi resetlicem" diyim

SYSTEM

yazarmış... müşterilerin beyni dururmuş :)
ahahaha

skate
11th March 2006, 23:57
Originally posted by vigo@Mar 11 2006, 10:10 PM
son olarak, sorbim yada osam dı tam emin diilim. c64 den sorumluymuş... millete çaktırmadan

TEM = 64738

yazar

sonra müşteri yanına gelip bişi sorunca

"bi saniye makineyi resetlicem" diyim

SYSTEM

yazarmış... müşterilerin beyni dururmuş :)
ahahaha
Quoted post

Ghost ayrı bir deha ancak en çok bu olaya koptum ahahahhahaha. 7D6'da "original trick on retro computers compo" mu açsak acaba? :)

GnoStiC
12th March 2006, 01:06
hazir eski anilardan bahsederken;
c64'de grafik yapan bir cocuk vardi, gecmis zaman adini hatirlamiyorum, televizyonlari siyah beyazdi..
bir cizim programi ile grafik cizerdi ama televizyonu siyah beyaz oldugu icin hangi renk cizdigini goremedigi icin, elinde bir kagit vardi paletteki hangi renk neye denk geliyor listesi, ona gore cizerdi..

c64'den cok anlamam acikcasi, -yanlisim varsa duzeltin- sanki bu cok renkli ekran (afli??) olaylari ilk ciktigindaki cizim programinda da cizerken ekranda sonuc rengi ile goremiyordun galiba..

birde turbo, max'in yaptigi birkac mod gondermisti ve o modlari yaparken yaninda sample olmadigindan, sound sampleri kullanip sample trashing ile sample olusturdugunu soylemisti.. :)

eski gunler ve anilar.. :D

rafterman_flux
12th March 2006, 06:39
Yukaridaki postlara iliskin olarak...

1) Yaraticilik olayindan kastim zaten daha farkliydi. Tabii ki PC'deki configuration olayi sinir olayini gevsetiyor. Zaten C64'un ya da Amiga'nin bence insana bu kadar cok islemesinin sebeblerinden biri bu. Sinilari -en azindan teorik olarak- belli, kafanda ve gonlunde daha cok iz birakabiliyor. Yaraticilik, dedigim gibi eski gunlerin teknik zorlamalarindan ziyade artik teknik ve artistik kabiliyetin kombinasyonun da yatiyor bence... Tuketim pazarlamasinin gaziyla sonsuza yakinsatilmis gibi duran sinirlar esliginde sadece teknikle yaratmak zor gibi, en azinda ikna edici kabiliyeti azalmis durumda, bana kalirsa

2) Acik kod olayina karsi olmaya gelince... Sadece acik kod olayi degil, herseyin 'fazlasiyla' ulasilabilir, dagitilabilir olmasi sorun bence. Dusunun, Commodore sirketi bu aletin kapasitesi sudur diyor ve adamin biri cikip 'yok hayir boyle yaparim sinir tanimam' diyebiliyordu. Karsi fikir, protest zihniyet, hazir sunulan fikirleri sorgulamak, toplumsal degerleri sorgulamak, hatta abartip Nietzsche'nin uber mensch'ine yakinsamak, artik adina ne derseniz deyin orada 'sorgulayan', 'ureten' bir ruh vardi.

Acik kod kolayciligi iste bu ruhu zedeliyor bence. Bilgisayarlar populerlestikce 'underground' ruhundan cok sey kaybetmeye basladi diye dusunuyorum. Ki bu her tur 'underground' ya da 'elestirel' dusunce icin gecerli. Rap, hip-hop mesela. Bir elestiri muzigi sonucta bence, ama birden cok unlenen bir rapper ne kadar koruyabilir bu cizgisini? Eminem'i dusunun. Ilk cikis gunlerindeki keskin elestirel soylemleri ne kadar kaldi?? Neyse Turbo varken rap uzerine cok atip tutmayayim hehehe. Baska bir ornek vereyim... Amerika Ortadogu'da dunun muhalefet asiri dinci orgutlerine bir bir iktidar yolu icin yesil isik yakiyor. Biliyor ki, hakim guc elestirel kabiliyetini kaybeder... Kisacasi, bence, bilgisiyar scene'i bu aletler yayginlastikca 'underground' ruhununun parlakligini yitirmeye basladi. Ilk bakista, acik kod ve turevleri bu ruhu destekler gibi gorunse de bence kostekliyorlar. Iste bu sebeple, ben de pek hoslanmiyorum bu acik hede hedolardan. Ama dersen ki kullanmiyor musun? Kopek gibi kullaniyorum. Eee ne yaman celiski diyecek olursan da 'ironi' derim baska da sozum olamaz maalesef.

spritus
12th March 2006, 13:02
Originally posted by GnoStiC@Mar 12 2006, 02:06 AM
hazir eski anilardan bahsederken;
c64'de grafik yapan bir cocuk vardi, gecmis zaman adini hatirlamiyorum, televizyonlari siyah beyazdi..
bir cizim programi ile grafik cizerdi ama televizyonu siyah beyaz oldugu icin hangi renk cizdigini goremedigi icin, elinde bir kagit vardi paletteki hangi renk neye denk geliyor listesi, ona gore cizerdi..


kadem/accuracy'nin siyah beyaz tv'de deli grafikler çizdiğini duymuştum. daha sonra bunu, teknoloji tv'deki "computer scene" programına katıldığı akşam bizzat kendisinden duydum

Bakkada
12th March 2006, 15:53
Ben yazcaktim ki Spritus seettirmis,siyah beyaz ekranda grafik cizen Kadem'di hatta kendisi hala bazi renk kodlarini ezbere bilerek beni hayretlere dusurmustur.Zaten adamin nick'i agir KADEM :)
Accuracy diger partilere gelin be abiiii :(

GnoStiC
12th March 2006, 18:12
benim bahsettigim kisi kadem/acy degildi, bolulu biriydi ama dedigim gibi hatirlamiyorum su an adini.. bu arada kadem'in de siyah beyaz tv ile cizdigini ogrenmis oldum, tesekkurler :)

vigo
12th March 2006, 22:06
max/bronx da siyah beyazda çizerdi amigada...
keza mono monitörü vardı, müzikleri yaptıktan sonra stereo monitörü olan birine yada bi dükkana gidip test ederdi...

jimqode
12th March 2006, 22:49
acik kaynak kodlu yazilimlar hakkindaki fikirlerinize katilmiyorum. oncelikle calisan, birseyleri basaran, bir takim isleri kolaylastiran bir yazilim yazmakla bir demo programlamak arasinda dev ucurumlar var. kodun ne kadar kucuk oldugu, ne kadar hizli calistigi demo programlama on plandayken, yazilim endustrisinde on planda olan konular her zaman kodun yeniden kullanilabilirligi (bkz: OOP), esnekligi (bkz: OLE, activeX, CORBA), genisletilebilirligi (bkz: plugin) ve guvenilirligi gibi konulardi. Bugun de bu boyle. Acik kaynak modelinin eski modele gore avantajlari cok buyuk.

Ayrica genel olarak business software'leri ve isletim sistemlerini etkileyen konularin demoscene ne acidan etkileyebilecegini goremiyorum. Medya ayni olsa da, medyayla interaksiyon bicimimiz kokten farkli. En son ne zaman (Java kullanmadan) multiplatform bir demo yazdiniz?

Amigaci kalmamis ortada biliyorum ama bu ornegi vermeden edemiycem. Linux'un sundugu inanilmaz acik kaynak kodlu yazilim tabanindan herhangi bir yazilim en fazla 1-2 haftalik bir ugrasla 68k amiganizda bile calisabilecegini biliyor muydunuz? Ayrica tek calisabildigi mimari bu da degil. Familiar projesine, diger embedded linux projelerinde bile (cok ucmadan) bir cok seyi minimum degisiklikle calistirmak mumkun.

Ayrica eger konu challenge ise kendinize acik kaynak kodlu yazilimlar icinde de challenge uretebilirsiniz. Universitede bitirme projesi olarak 80c535 mikroislemcili bir karta lcd panel, rs232 port gibi ekler yaparak uzerinde calisan bir hastabasi monitoru yazmistik. ayni gunlerde programlama bolumundeki bir linux hastasi tasarladigimiz kartin uzerinde X server calistirdi ve yaptigimiz seri porta da mouse bagladi. Bi kac primitif X aplikasyonu bile calistirmayi basardi, hem de ram cok sinirliydi.

Demoscene'in dayandigi degerleri sallayan sey kullandigimiz makinelerin sinirlarinin cok ileriye tasinmis olmasi ve acik PC mimarisidir. PC'de demo kodlarken nasil bir makina uzerinde kodunuzun kosacagini onceden bilme sansiniz yoktur. Bu da zorlamaniz gereken sinirlar artik dinamik sinirlardir demektir. Ayrica zaten PC mimarisi statik bir mimari olsaydi bile bugunun muthis islemci guclerinin, baslibasina bir bilgisayar olan ekran kartlarinin ve cd kalitesinde ses ureten, uzerinde DSP entegreleriyle birlikte gelen 5+1 ses kartlarinin sinirlarina ulasmak icin partiden onceki 4-5 hafta boyunca 4-10 kisiden olusan bir ekibin oturup calismasi yetmez.

nightlordun partide bahsettigi, eskiden kimse demonuzda gorsel butunluk yok gibi biseyle karsimiza cikmazsi cumlesi de bunun sonucudur. Cunku hardware'in sinirlari pratik olarak ortadan kalkmistir (PC icin konusuyorum). Uzerinde at kosturabileceginiz kadar hizli bir islemciye gigabytelarca alana sahipsiniz. pesinden kosacak sanatsal deger disinda birsey kalmadi PC scene'de bence.

Ozetlemem gerekirse, 80'li 90'li yillarin demoscene'inin aradigi ve buldugu challenge hala etrafimizda, sadece hala c64 gibi aletlerle ugrasmak istemeyenler bunun icin pc mimarisine degil baska mimarilere bakmalilar bence. Ve acik kaynak modeli demoscene'i baglamaz.

Bence boyle...

spaztica
13th March 2006, 00:45
zaten kimse açık kaynak kodların demoscene'i bağladığını söylemiyor. dah endirekt bi yaklaşımla kişisel oalrak sevmediklerini dile getiriyorlar.

ben de açık kaynakla da demoscene le de yoğun uğraşmış biriyim. açık kaynak, programcı mantığında yaklaşanlar için, sistemlerle uyumlu yapılarla uğraşanlar için güzel bir yaklaşım; özellikle de M$ gibi megapollere karşı bir duruş sergilemesinden ötürü. ama scene, bunla alakalı değil ve birçok scener kodlarını uluorta açıkkaynak sitelerinde dağıtmak istemez. haa, arkadaşı, dostu gördüğü insanlarla paylaşıp paylaşmamak da kendi tercihidir, ama genellikle friendship söz konusu olduğu için triplere girmez, isteyene gereken bilgiyi/ kodu verir. scene için üretilen demolar ve kodlar, zaten genellikle halka açık hizmet babıdnayazılan kodlar da değil zaten. ama açık kaynağın amacı biraz bu; halka hizmet vermek. bu yüzden bu ikisi farklı kulvarlar; bunun altını net çizmek gerekir.

erişilebilir ve tembel insanların amacı da zaten demo yazmak değil, acil ihtiyacına beleş çözüm bulmaktır; megapoller oluşturan ürünlere alternatif bulabilmektir. scener bir insanın açık kaynağa açık ya da kapalı olması da bu yüzden kişisel bir fikirdir ve kimseyi bağlamaz. ama bilginin değeri söz konusu olunca... evet, dolaşıma girmesine karşıyım; ama sebebim net: bir insanın aylarını verdiği bir bilginin bedelini ödemeden, benzeri bir zahmete ve araştırmaya girişmeden, ayların uykusuz gecelerini geçirmeden edinilen bilginin o kişiye bir değeri yoktur. diğer tarafta coder şahıs, gerekirse hatunuyla uyumayarak, işini ya da okulunu aksatarak ödediği bedeller karşılığında emeğinin böyle düşüncesiz insanlar tarafından çarçur edilmesi çok ağırına gider insanın. haliyle, bu tür bir yoldan ilerleyen coder kişilerin açık kaynağa bir miktar karşı olmaları bundandır. ayrıca coder şahıs, yoğun ego sahibidir; bir sanatçı gibi. ben yazarım bunu der, yazılanında daha iyisini yapar. bu, onu tatmin eder. ama açık kaynakta, bazı ele başları ortak bir kıstas -genellikle herkesin ortak paydası minimum ihtiyaçlar- belirler ve üzerinde çalıştıkları yazılımı ona göre şekillendirirler. 2 farklı ve büyük açık kaynak yapısında bulundum, onlara kısmi kodlar yazarak. lakin farklı bir fikri ortaya atmak, bunu ben şöyle daha iyi yaparım demek bu yapılarda çok da mümkün değildir. aslında yapılan, birkaç kişinin altından kalkamayacağı bir çalışmayı daha büyük bir gruba yayarak üretmelerini sağlamaktır. ama yazılımın mimarisini bu büyük grup belirlemez, hep baştaki grup belirler. haliyle sanıldığının aksine aslında tam bir demokratik ortam söz konusu da değil, bu tür uygulama ortamlarında.

konumuzdan biraz sapmış olsak da, bilgiye/ ürüne verilen değer ve bunun dolaşım halinde yaşanacak hayal kırıklıkları da sanırım birçok kişinin açık kaynağa karşı olmasının diğer bir sebebi...

challenge ve sanatsal duruş konusunda da düşüncem bunun tamamen yapılan ürünle alakalı olduğu. yine de tabii ki ilk efekt yaratanların yaşadığı challenge apayrı idi; yepyeni fikirler pişirmeniz gerekiyordu. günümüzde tüm fikirlertükenmiş gözükse de çok sade bir duruşla yapılan bir çalışma, çok da çarpıcı olabiliyor. kullanılan efektler mi? aynı... kodlar mı? çok benzer. ama fark eden, izleyiciye verdiği deneyim, yaşattığı duygu. bu da tamamen art director'lük gibi bir title'a denk geliyor; tabii ki mesleki ya da eğitim sonucu alınan bir sıfat olarak değil kastettiğim. demoyu oluşturan unsurları yönetmek, bir orkestra şefi gibi uyumlarını sağlamak... tabii ki demo estetiği ile sanat ya da grafik tasarım estetikleri çok farklıdır (hydrogen'e selamlar!) ama pekiala minimal üslupta yapılabilecek bir demo da gayet etkili olacaktır. minimallik, koddan ya da grafikten sakınmak değildir. yemeğin tam tadını oturtmadaki beceridir minimallik. ne fazlası, neeksiği; yemek, tam kıcamında ve tadında olmalıdır. yoksa minimallik, tencerenin içine bir soğan bir tutam tuz ve bir domates koymakta değildir.

yine dağıttım biraz, karnım aç galiba... :o) ama esas challenge bence burada başlıyor, demoscene'in var ettiği tüm unsurları, efektler, kodlar,müzik vs tam kıvamında harmanlayabilme becerisi. bu şimdiye kadar sadece coder'a mahsustu; zira koda hakim olan oydu. ama sadece kod, tencereye konan soğan gibi orada durur sadece. onları karıştıracak, müzikle senkronunu düşünecek, grafikle bütünlüğünü düşünecek, hatta temasal yapının şu bu kısmı ya da efekti sırıtmadan gözükmesini düşünecek kişiye de iş düşüyor. gruplarda bu zaten ortak bir çalışma olur, şurasını böyle yapalım türünde. ama bunu yaparken ne kadar zevkli olursanız, yapılan demo da izleyene o kadar keyif verir.

chenmy1
13th March 2006, 01:04
Originally posted by spaztica@Mar 13 2006, 12:45 AM
ama esas challenge bence burada başlıyor, demoscene'in var ettiği tüm unsurları, efektler, kodlar,müzik vs tam kıvamında harmanlayabilme becerisi. bu şimdiye kadar sadece coder'a mahsustu; zira koda hakim olan oydu. ama sadece kod, tencereye konan soğan gibi orada durur sadece. onları karıştıracak, müzikle senkronunu düşünecek, grafikle bütünlüğünü düşünecek, hatta temasal yapının şu bu kısmı ya da efekti sırıtmadan gözükmesini düşünecek kişiye de iş düşüyor. gruplarda bu zaten ortak bir çalışma olur, şurasını böyle yapalım türünde. ama bunu yaparken ne kadar zevkli olursanız, yapılan demo da izleyene o kadar keyif verir.
Quoted post


Evet .

+Kod -
+Grafik (2d /3d) | ---> Uyum
+Muzik/ses -

Bunlardan biri aksarsa demonun bi anlami kalmiyor..

GnoStiC
13th March 2006, 01:35
genel olarak konumuz ile alakasiz ama belki icinizde okumamis olanlar vardir diye;

Yazılım geliştirmeye değişik bir bakış...
http://www.btinsan.com/1114-04.asp


Originally posted by spaztica@Mar 13 2006, 12:45 AM
ayrıca coder şahıs, yoğun ego sahibidir; bir sanatçı gibi.Quoted post

spaztica
13th March 2006, 02:08
zaten programlama bir sanattır! :o)